Blog

CLASSIC LIST


Meme Kanseri Risk Faktörleri

Meme kanseri, kadınlarda en yaygın kanser türlerinden biri olup dünya genelinde milyonlarca kadını etkilemektedir. Meme kanseri, genetik faktörlerin yanı sıra çevresel ve yaşam tarzı faktörleriyle de ilişkilidir.

Cinsiyet ve Yaş: Meme kanseri, kadınlarda erkeklere kıyasla çok daha yaygındır. Ayrıca, yaşın ilerlemesiyle birlikte meme kanseri riski artar. 50 yaşın üzerindeki kadınlar, meme kanseri açısından daha yüksek risk altındadır.

Aile Geçmişi: Ailede birinci derece yakınlarında (anne, kız kardeş, kız çocuk) meme kanseri olan kadınlar, meme kanseri riski taşıma olasılığı açısından dikkatli olmalıdır. Ailede meme kanseri öyküsü olan kadınlar, genetik danışmanlık alarak kalıtsal meme kanseri riskini değerlendirebilirler.

BRCA Gen Mutasyonları: BRCA1 ve BRCA2 adı verilen genlerde meydana gelen mutasyonlar, meme kanseri riskini artırır.

Meme Kanseri Öyküsü: Daha önce bir meme kanseri teşhisi konulmuş kadınlar, diğer kadınlara göre meme kanseri riski açısından daha yüksek risk altındadır.

Yüksek Dozda Radyasyon Maruziyeti: Genç yaşlarda yüksek dozda radyasyona maruz kalmak, meme kanseri riskini artırabilir. Özellikle çocukluk ve gençlik döneminde yapılan göğüs duvarına radyoterapi tedavisi, uzun vadede meme kanseri riskini artırabilir.

Hormon Tedavisi ve Doğum Kontrol Hapları: Uzun süreli hormon tedavisi veya doğum kontrol hapları kullanımı, meme kanseri riskini artırabilir.

Alkol Tüketimi: Düzenli ve aşırı alkol tüketimi, meme kanseri riskini artırabilir. Bu nedenle, alkol tüketimini sınırlamak veya mümkünse bırakmak sağlığınız açısından faydalı olacaktır.

Obezite ve Sedanter Yaşam Tarzı: Obezite ve düşük fiziksel aktivite düzeyi, meme kanseri riskini artıran faktörler arasındadır. Sağlıklı bir kiloyu korumak ve düzenli egzersiz yapmak önemlidir.

Menopoz Durumu: Menopoza geç giriş meme kanseri riskini artırabilir.

Hormonlu Gıdalar ve Kimyasal Maruziyet: Hormonlu gıdaların tüketimi ve bazı endüstriyel kimyasallara maruz kalma, meme kanseri riskini artırabilecek çevresel faktörler arasındadır.

Unutmayın ki, meme kanseri risk faktörleri her kadında farklılık gösterebilir ve tek bir faktörün varlığı meme kanseri olacağı anlamına gelmez. Ancak, risk faktörlerini bilmek ve bilinçli sağlık seçimleri yapmak, kanseri erken teşhis etme ve tedavi şansını artırabilir.

Dr. Mujgan Çalışkan

Dr. Mujgan Çalışkan 



Meme Kanserinin Görülme Sıklığı

Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biridir. Son yıllardaki tıbbi gelişmeler sayesinde meme kanserinin tanı ve tedavisi üzerine önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

Meme kanseri, memelerdeki hücrelerin kontrolsüz ve anormal şekilde çoğalması sonucu oluşan bir tümördür. Bu anormal hücreler zamanla sağlıklı dokulara yayılabilir ve diğer vücut bölgelerine metastaz yapabilir. Meme kanserinin erken evrede teşhis edilmesi ve tedavi edilmesi, başarı şansını önemli ölçüde artırır.

Meme kanseri, kadınlarda kanser vakalarının önemli bir kısmını oluşturur ve dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ancak, her ülkede ve coğrafi bölgede meme kanserinin görülme sıklığı farklılık gösterir.

ABD’de Meme Kanseri Görülme Sıklığı: Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl yaklaşık 250,000’den fazla yeni meme kanseri teşhisi konulmaktadır. ABD’deki kadınlar arasında meme kanseri, en sık görülen kanser türüdür ve kanser nedeniyle ölümlerin önde gelen sebeplerinden biridir.

Dünya Genelinde Meme Kanseri Görülme Sıklığı: Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda kanser teşhislerinin %25’ini oluşturmaktadır. Her yıl yaklaşık 2 milyon yeni meme kanseri vakası rapor edilmektedir.

Yaş ve Meme Kanseri Görülme Sıklığı: Meme kanseri genellikle 40 yaşın üzerindeki kadınlarda daha sık görülür. Batı toplumlarında yaşamı boyunca her 8-10 kadından birinde meme kanseri gelişmektedir.

 

Kaynaklar: American Cancer Society, World Health Organization (WHO), Centers for Disease Control and Prevention (CDC)

Dr. Müjgan Çalışkan

Dr. Müjgan Çalışkan



Meme içinde kanserleşen bir hücrenin, bir tümör oluşturması ve bir uzmanın muayene sırasında anlamasına ya da radyolojik incelemede belli olmasına kadar hayli uzun zaman geçmesi gerekiyor. Kadınlar genellikle en az 1 cm. büyüklüğüne ulaşmış bir kitleyi, elle kontrol yöntemi sayesinde fark edebilirler. Günümüzde meme kanserlerinin çoğu kişinin kendisini elle muayene etmesi sayesinde bulunabilmekte. Kanserli kitleler sert, düzensiz kenarlı, yüzeyi pürtüklü olur ve meme dokusu içinde rahatça oynatılmaz. Kanser uzak organlara metastaz (yayılım) yapmışsa bu yayılımlar, nadiren meme kanserinin ilk bulgusunu oluşturur. Meme kanserinin sıkça yayılma gösterdiği bölgeler ise kalça ve omurga kemikleri ile akciğer ve karaciğer.
Ancak bazı hastalarda bu belirtilerin hiçbirisi olmaz ve kanser yalnızca, mamografi incelemesiyle tespit edilebilir. Aşağıdaki belirtilerden en az biri varsa, vakit geçirmeden uzmana başvurulması gerekir.

Meme Kanserinin Bulgusu Olabilecek Başlıca Belirtiler

  • Memede veya koltukaltında ele gelen kitle (sertlik, şişlik)
  • Memebaşından akıntı (tek kanaldan kanlı veya şeffaf renkli)
  • Memebaşında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu
  • Memebaşı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma)
  • Meme cildinde yara veya kızarıklık
  • Meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü)
  • Memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri ya da renginde değişiklik (kızarıklık vs.)

Memede Kitle

Bir çok kadın hayatlarının bir döneminde memelerinde bir sertlik fark eder. Akla ilk olarak kanser gelse de bu kitlelerin büyük bir kısmı iyi huylu tümörlerdir. Bununla birlikte her durumun mutlaka klinik olarak değerlendirilmesi gerekir.
Elinize gelen kitle 2 farklı yapıdan biri olabilir. Kitle, içi sıvı dolu bir kese olabilir. Buna kist diyoruz. Kistler genellikle adet zamanları daha da büyür ve ağrılıdırlar. Özellikle menopoz öncesi 40’lı yaşlarda daha sık görülür. Diğer bir olasılık da, içi farklı bir doku ile dolu bir kitle olabilir; buna da solid kitle denir. Bu iki farklı yapıyı ayırmanın en iyi yolu kitlenin ultrason ile incelenmesidir.

Meme Başında Ortaya Çıkan Akıntı

Her kadının meme başından çeşitli zamanlarda akıntı gelebilir. Özellikle meme başı sıkıldığı zaman sarı–yeşil arası renkte, boza kıvamında olan akıntı normal kabul edilir. Gebe olmayan kadınlarda meme başından süt gelmesi de kanser bulgusu değildir; bu durum vücudun hormonal değişikliği ile ilgili olabilir. Kanser açısından önemli olan, akıntının meme başını sıkmadan kendiliğinden gelmesidir. Bu durum, sütyenin veya çamaşırın ıslanması şeklinde fark edilir. Özellikle akıntının koyu kahverengi, siyah veya kan rengi olması önemli bir bulgudur. Böyle bir durumda, meme başından gelen akıntıdan örnek alınarak laboratuvarda incelenmesi gerekir.

Memede Kist

Kistler genellikle memenin iyi huylu tümörleridir. Boyutları birkaç milimetre ile birkaç santimetre arasında değişir. 25 yaş altındaki kadınlarda nadir, menopoza yaklaşmış kadınlarda daha sık görülür.
Kistlerin içi iğne ile boşaltılarak içindeki sıvı incelenebilir. Eğer kanlı bir sıvı içeriyorsa, kistin ameliyatla çıkartılıp incelenmesi gereklidir. Eğer menopoz sonrası hormon tedavisi gören bir kadında kist ortaya çıkmışsa, içerdiği sıvı kanlı olsun veya olmasın patolojide incelenmesi gerekir.
Eğer bir kist iğne ile boşaltıldıktan sonra 4-6 hafta içinde tekrar ediyorsa, ameliyatla çıkartılması önerilebilir. Ayrıca kistin bir kısmı, solid dediğimiz meme dokusundan farklı bir yapı içeriyorsa, yine kistin ameliyatla çıkartılması önerilir.

Solid (katı) Kitle

Memede sıvı içermeyen, içi farklı hücrelerle dolu olan kitlelere solid (katı) kitle diyoruz. Solid kitlelerin kanser olma olasılıkları kistlere göre daha yüksektir. 40 yaş üzerindeki bir kadının memesinde saptanan solid bir kitle, aksi ispat edilene kadar kanser şüphesi taşır bu nedenle mutlaka araştırılması gereklidir.
Memede saptanan kitle, mamografi ve ultrasonla değerlendirilerek kanser olma olasılığı araştırılır. Bu yöntemlerle kesin teşhis koymak mümkün olamamaktadır. Ancak kitleden alınan parçanın patolojide incelenmesiyle kesin tanı konabilir.

Meme Derisinde Kalınlaşma,  Şişme, Renk Değişikliği

Bazen memede kitle olmadan, doğrudan meme derisinde bazı değişikliklerle kanser başlayabilir. Meme derisinin bir bölgesinde kızarıklık, kalınlaşma, portakal kabuğu gibi yer yer çekintilerin ortaya çıkması, kanserin ilk bulgusu olarak değerlendirilebilir. Meme derisinde böyle değişiklikler fark ediyorsanız, mutlaka hekime danışmalısınız.

Meme Başında Kalınlaşma, Kızarıklık Veya Yara Olması

Meme başındaki değişiklikler de kanser açısından önemlidir. Özellikle meme başı çevresinde ortaya çıkan kızarıklık, yara gibi değişiklikler memede bir kitle olmasa bile kanser bulgusu olabilir.

Memede Veya Meme Başında İçeri Doğru Çekinti Olması

Bazı kadınlarda çocukluktan itibaren her iki meme başı da içe çekik olabilir. Bu, herhangi bir hastalık anlamına gelmez. Böyle durumlarda bebek emzirmek çoğu kez mümkün olmaz. Bu gibi yapısal bozukluklar kozmetik amaçlı olarak, yani sadece görünüm açısından ameliyatla düzeltilebilir. Kanser açısından önemli olan, tek memenin başının son zamanlarda içeri çekilmesidir .  Böyle bir durumda mutlaka hekime başvurmanız gerekir.

Meme Başlarının Pozisyonlarında Değişiklik

Meme başlarının pozisyonlarında da değişiklik olabilir. Meme başı bir tarafa doğru çekilebilir. Bu da bir kanserin belirtisi olabilir.

Memenin Şeklinde Değişiklik

Genellikle her iki meme simetrik değildir ve bir meme diğerinden daha büyük olabilir. Bu normal bir yapıdır. Bazen memelerin genel yuvarlaklığında veya şeklinde de değişiklik olabilir. Kanser açısından önemli olan, sonradan gelişen simetri değişikliğidir.

Koltuk Altında Ele Gelen Bir Kitle

Koltuk altında ele gelen bir kitle, birçok nedene bağlı olan bir lenf bezi büyümesi olabilir. Bazen meme kanserinin ilk bulgusu da olabilir. Bu nedenle eğer elinizde ve kolunuzda son zamanlarda bir enfeksiyon geçirmediyseniz, bu kitlenin incelenmesi gerekir.



Evreleme, meme kanseri bulgusunun kesinleşmesiyle en doğru ve etkili tedaviye karar verilmesi için yapılması gerekli en kritik gereksinimdir.

Basitçe evreleme kanser hücrelerinin meme içine veya vücudun başka yerlerine yayılıp yayılmadığını araştırmak diyebiliriz.

Meme kanserinde iki çeşit evreleme vardır, klinik evreleme ve patolojik evreleme.

Klinik evreleme: Meme ve aksilla dahil fizik muayene ile görüntüleme teknikleri kullanılarak yapılan evrelemedir.

Patolojik Evreleme: Klinik evrelemeye ek olarak çıkarılan meme dokusunun ve aksiller lenf nodlarının patolojik incelemesi ile yapılır.

Kanserin evrelendirilmesi amacı ile TNM sistemi kullanılır.

T tümörü belirtir. (Boyutu, meme içine veya organlara ne kadar yayıldığını gösterir.)

N lenf benzlerinin durumunu belirtir.

M kanserin metastaz(sıçrama) yapıp yapmadığını belirtir.

T, N ve M’den sonra gelen bazı rakam ve harfler tümör, lenf nodu ve metastaz ile ilgili ayrıntılar için kullanılır.

Meme kanseri prognozunda en önemli iki faktör:

  • Aksiller lenf nodu tutulumunun sayısı
  • Metastatik hastalıktır.

 

Evrelendirme sisteminde Evre 0 ile 4 arasında bir rakam ile belirtilir.

Evre 0 (Karsinoma in situ): İn situ kanserler yerlerinde kalmış ve çevreye sıçramamış kanserlerdir.

Evre 1 Tümör boyutu 2 cm ya da daha küçüktür ve kanser hücreleri meme dışına (lenf bezlerine) sıçramamıştır.

Evre 2A Tümör 2 cm veya daha küçüktür ve koltuk altındaki lenf bezlerine yayılmıştır veya

tümör 2 cm’den büyük, 5 cm’den küçüktür ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmamıştır.

Evre 2B Tümör 2 cm’den büyük, 5 cm’den küçüktür ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmıştır veya

tümör 5 cm’den büyüktür ancak koltuk altı lenf bezlerine yayılmamıştır.

Evre 3A Tümör 5 cm veya daha küçüktür ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmıştır ve lenf bezleri çevre dokulara veya birbirine yapışıktır veya tümör 5 cm’ den büyüktür ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmıştır ve lenf bezleri çevre dokulara veya birbirine yapışıktır.

Evre 3B Tümör herhangi bir boyutta olabilir ve memeye komşu dokulara (deri veya göğüs duvarı, kaburgalar veya göğüs duvarındaki kaslar) yayılmıştır veya memede portakal kabuğu görünümü vardır,

tümör hücreleri göğüs kafesi içindeki (kaburgaların altındaki) lenf nodlarına yayılmıştır, inflamatuar meme kanseri evre 3B kabul edilir.

Evre 3C Tümör herhangi bir boyutta olabilir, memeye komşu dokulara (deri veya göğüs duvarı, kaburgalar veya göğüs duvarındaki kaslar) yayılmış olabilir, tümör hücreleri hem koltukaltı lenf nodlarına hem de göğüs kafesi içindeki (kaburgaların altındaki) lenf nodlarına yayılmıştır ya da tümör köprücük kemiğinin altındaki lenf nodlarına yayılmıştır, ek olarak koltukaltı lenf nodlarına yayılım vardır veya yoktur.Tümör hücreleri köprücük kemiğinin üzerindeki lenf nodlarına yayılmıştır.; koltukaltı ve göğüs kafesi içindeki lenf nodlarına yayılım vardır veya yoktur.

Evre 4 Kanser hücreleri meme dışına, vücudun diğer bölümlerine (kemikler, akciğer, karaciğer yada beyin gibi) sıçramıştır.



Ultrason, Mamografi, MR, Pet gibi yöntemlerle meme taraması yapılır, şüpheli bir durum, sorun olup olmadığı anlaşılmaya çalışılır. Eğer kanser şüphesi oluşturan bir durum varsa, saptanan oluşumdan hücre ve doku örnekleri alınarak mikroskobik inceleme ile kesin teşhis yoluna gidilmeye çalışılır.

Meme biopsisi, memenin şüphelenilen bölümünden doku örneği alınıp, bu örneğin mikroskobik yöntemlerle patologlar tarafından incelenmesidir.

Şüpheli bölge için operasyon yapıp yapmamaya, yapılacak operasyonun cinsine ve genişliğine karar vermek için biyopsi gereklidir.

Meme kanseri tanısı fiziki muayene, görüntüleme yöntemleri ve biyopsi ile konur. Bu üç yöntemin beraber uygulandığı hastalarda doğru tanı oranı artar. Kanser tanısını koymada özellikle histopatolojik inceleme çok önemlidir. Bu nedenle birçok değişik yöntem tanımlanmıştır:

İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB): Yapılması kolay ve ucuz bir yöntemdir. İğnenin içine dokunun kendisi değil, dokudan kopan hücreler alınır. Sadece bu hücrelerin (sitolojik) incelemesine olanak tanır ve örnek alınan hücrelerin iyi veya kötü huylu olduklarını söylenebilir. Eğer inceleme yapan sitopatologlar meme biyopsileri konusunda deneyimli ise İİAB’nin doğruluk oranı artar.

Kalın İğne (kor) Biyopsisi: Daha geniş çaplı bir iğne yardımıyla yapılır. Meme cildine lokal anestezi uygulandıktan sonra bu işlem gerçekleştirilir. Doku örneği alınabildiği için tümör hakkında daha fazla ve kesin bilgi verir.

Stereotaktik Biyopsi: Meme dokusu içerisinde ele gelmeyen ancak mamografik olarak tespit edilen bazı lezyonların (sıklıkla mikrokalsifikasyonlar) özel bir tel veya iğne ile yapılan biyopsisidir.

İnsizyonel Biyopsi: Meme dokusundaki şüpheli kitleden bir parça çıkartılarak yapılan açık cerrahi biyopsidir. Geçmiş dönemde yaygınken günümüzde bazı istisnai durumlar dışında terk edilmiştir.

Eksizyonel Biyopsi: Meme dokusu içerisindeki kitlenin hepsinin çıkartıldığı açık cerrahi biyopsidir. İğne biyopsi tekniklerinin gelişmesi nedeniyle, günümüzde tercih edilen bir biyopsi yöntemi değildir.



TOMOSENTEZ (3D Meme Görüntüleme)

Meme kanseri, kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biridir. Erken teşhis, hastalığın başarılı bir şekilde tedavi edilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu noktada, tomosentez adı verilen bir yöntem, meme kanseri taramasında yenilikçi ve güvenilir bir yaklaşım sunmaktadır.

Tomosentez hakkında güncel bilgiler:

Daha Ayrıntılı ve Hassas Görüntüler: Tomosentez, geleneksel mamografiye kıyasla daha ayrıntılı ve hassas görüntüler elde etmek için kullanılan bir yöntemdir. Mamografide tek bir görüntü elde edilirken, tomosentezde meme dokusu katman katman taranır ve ince kesitler halinde ayrıntılı görüntüler oluşturulur. Bu, kanser lezyonlarının daha iyi görüntülenmesini ve daha doğru bir şekilde değerlendirilmesini sağlar.

Daha Az Yanlış Pozitif Sonuçlar: Tomosentez, mamografideki yanlış pozitif sonuçların azaltılmasına yardımcı olur. Yanlış pozitif sonuçlar, mamografide kanser şüphesiyle tespit edilen lezyonların daha sonra yapılan değerlendirmelerde kanser olmadığının ortaya çıkması durumudur. Tomosentezde elde edilen ayrıntılı görüntüler, lezyonların daha iyi karakterize edilmesini sağlar ve yanlış pozitif sonuçları minimize eder.

Daha Az Yeniden Görüntüleme ve İnvaziv İşlem İhtiyacı: Tomosentez, belirsizlik içeren lezyonların daha doğru bir şekilde değerlendirilmesini sağlar ve gereksiz yeniden görüntülemelerin ve invaziv işlemlerin önüne geçer. Ayrıntılı kesitlerle elde edilen görüntüler, lezyonların boyutu, şekli ve dağılımı hakkında daha fazla bilgi verir. Bu da doğru bir şekilde değerlendirilmesini sağlar ve gereksiz ek taramaların veya biyopsilerin önüne geçer.

Hızlı ve Konforlu Bir İşlem: Tomosentez, hızlı ve konforlu bir işlem olarak bilinir. Genellikle mamografi ile aynı anda yapılan tomosentez, meme sıkıştırmasını hafifletir ve daha kısa sürede tamamlanır. Hastalar genellikle minimal rahatsızlık hisseder ve işlem sonrasında günlük aktivitelerine hemen dönebilirler.

Bireysel Tedavi Planlaması: Tomosentez, meme kanseri tanısı konulan hastalarda tedavi planlamasında önemli bir rol oynar. Elde edilen ayrıntılı görüntüler, kanserin evresini belirlemeye ve lezyonun doğasını anlamaya yardımcı olur. Bu da doktorların hastalara özelleştirilmiş tedavi planları sunmasını sağlar ve tedavi sürecinin daha etkili olmasını sağlar.

Unutmayın, düzenli kontroller ve meme kanseri taramaları, erken teşhis ve başarılı tedavi için büyük önem taşır.

Dr.Mujgancaliskan                          Dr.MujganCaliskan



ONKOLOJİK PET-CT

Meme kanseri, maalesef günümüzde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biridir. Ancak, erken teşhis ve etkili tedavi yöntemleri ile tedavi şansı oldukça yüksektir. Bu noktada, onkolojik PET-CT gibi ileri bir görüntüleme yöntemi, meme kanseri tanısında ve tedavisinde önemli bir rol oynamaktadır.

Kanser hücrelerinin metabolik aktivitesini ölçmek ve kanserin vücutta yayılma potansiyelini belirlemek için kullanılan bir teknolojidir. Bu yöntemde, radyoaktif bir madde olan FDG enjekte edilir ve kanser hücrelerinin yüksek metabolik aktivitesi nedeniyle bu madde kanserli bölgelerde birikir. Bu sayede, PET-CT taraması kanserli alanları daha belirgin bir şekilde görüntüler.

Onkolojik PET-CT’nin meme kanserindeki rolü şunlardır:

Tanı ve Evreleme: PET-CT, meme kanserinin tanısında ve evrelemesinde büyük bir öneme sahiptir. Yüksek metabolik aktiviteye sahip kanserli lezyonlar daha net bir şekilde görüntülenir ve hastalığın yayılma potansiyeli değerlendirilir. Bu sayede, hastanın uygun tedavi planı oluşturulabilir.

Tedavi Yanıtının Değerlendirilmesi: PET-CT, meme kanseri tedavisinin yanıtını değerlendirmek için kullanılan etkili bir araçtır. Tedavi sırasında ve sonrasında yapılan taramalar, kanser hücrelerinin azalıp azalmadığını ve tedavinin etkinliğini gösterir. Bu bilgiler, tedavi planının ayarlanması veya alternatif tedavi seçeneklerinin düşünülmesi için önemlidir.

Metastaz Tespiti: PET-CT taraması, meme kanserinin yayılma potansiyelini belirlemek ve metastazların tespitinde kullanılır. Metastaz, kanser hücrelerinin meme dışındaki organlara yayılmasıdır. PET-CT, metastatik bölgelerin tespit edilmesine yardımcı olur ve tedavi planlamasında önemli bir rol oynar.

Radyoterapi Planlaması: Onkolojik PET-CT, meme kanseri ışın tedavisi planlamasında da önemli bir yardımcıdır. Radyasyon tedavisi uygulanacak alanın belirlenmesi ve kanserli hücrelerin hassas bir şekilde hedeflenmesi için PET-CT taramalarından faydalanılır. Bu sayede, ışın tedavisinin daha etkili ve doğru bir şekilde uygulanması sağlanır.

İzlem ve Nüks Tespiti: PET-CT, meme kanseri tedavisi sonrasında hastaların izlenmesinde ve nüksün erken tespitinde önemli bir rol oynar. Düzenli olarak yapılan taramalar, nüks veya metastaz belirtileri gösteren bölgelerin erken saptanmasını sağlar. Bu, hastaların zamanında müdahale edilmesini ve uygun tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesini sağlar.

Meme kanserinde onkolojik PET-CT, gelişmiş tanı ve tedavi seçenekleri sunan bir teknolojidir. Ancak her hastanın durumu farklı olduğu için bu yöntemin kullanımı, doktorlar tarafından dikkatlice değerlendirilir. Meme kanseriyle mücadelede erken teşhis ve uygun tedavi yaklaşımı hayati öneme sahiptir.

dr.müjgançalışkan     dr.müjgançalışkan 

Unutmayın, düzenli kontroller ve uzman doktorunuzla işbirliği yaparak meme kanseriyle mücadelede önemli adımlar atabilirsiniz.



MEME MANYETİK REZONANS (MR)

Meme kanseri, kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biridir. Neyse ki, erken teşhis ve tedavi ile başarı şansı oldukça yüksektir. Bu noktada, meme MR görüntülemesi, meme kanserinin erken teşhisinde ve kişiye özel tedavi planlarının oluşturulmasında önemli bir rol oynar.

Meme MR, yüksek hassasiyeti ve ayrıntılı görüntüleme yeteneği sayesinde meme dokusunun ayrıntılarını incelemek için kullanılan bir görüntüleme tekniğidir.

Meme MR hakkında önemli bilgiler:

Erken Teşhis İmkânı: Meme MR, meme kanserinin erken teşhisi için çok değerli bir araçtır. Özellikle yüksek risk altında olan kadınlarda veya meme mamografisi ve ultrasonu sonuçlarının belirsiz olduğu durumlarda kullanılır. Meme MR, daha küçük tümörleri tespit etme yeteneği sayesinde kanserin erken aşamalarda saptanmasına yardımcı olur, böylece tedaviye erken başlama ve daha iyi sonuçlar elde etme imkânı sağlar.

Yüksek Hassasiyet: Meme MR, diğer görüntüleme tekniklerine göre daha yüksek bir hassasiyete sahiptir. Bu, kanserli dokunun daha iyi tespit edilebilmesi ve sağlıklı dokudan daha iyi ayrıştırılabilmesi anlamına gelir. Bu da doğru teşhis ve tedavi planlaması için önemlidir.

Kişiye Özel Tedavi Planlaması: Meme MR, kanserin boyutu, yayılma potansiyeli ve diğer özelliklerini ayrıntılı bir şekilde değerlendirebilme imkânı sağlar. Bu bilgiler, doktorların hastaların durumuna göre kişiye özel tedavi planları oluşturmasına yardımcı olur. Tedaviyi daha etkili hale getirirken, aynı zamanda yan etkileri azaltma amacıyla kişiye özel bir yaklaşım sunar.

İmplantlar ve Yoğun Dokularda Daha İyi Değerlendirme: Meme rekonstrüksiyonu için kullanılan implantlar veya yoğun meme dokusu gibi durumlar, mamografi veya ultrason gibi diğer görüntüleme tekniklerinde bazen zorluklar yaratabilir. Ancak meme MR, bu tür durumlarda daha iyi bir değerlendirme sağlar ve doğru teşhisin yapılmasını sağlar.

İzlem ve Nüks Tespiti: Meme MR, meme kanseri tedavisi sonrasında hastaların izlenmesinde ve nükslerin tespitinde önemli bir rol oynar. Düzenli olarak yapılan MR taramaları, nüks veya metastaz belirtileri gösteren bölgelerin erken saptanmasını sağlar. Bu, hastaların zamanında müdahale edilmesini ve uygun tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesini sağlar.

Meme MR, meme kanseri teşhisinde ve tedavisinde önemli bir rol oynayan bir görüntüleme yöntemidir. Ancak her hastanın durumu farklı olduğu için bu yöntemin kullanımı, doktorlar tarafından dikkatlice değerlendirilir.

Unutmayın, düzenli kontroller ve uzman doktorunuzla işbirliği yaparak meme kanseriyle mücadelede önemli adımlar atabilirsiniz.

dr.mujgancaliskan      dr.mujgancaliskan



meme ultrasonu, meme kist ultrasonu, meme filmi

MEME ULTRASONOGRAFİSİ

Meme kanseri, kadınlar arasında en yaygın kanser türlerinden biridir. Erken teşhis, tedavi şansını artırırken, meme ultrasonografisi bu noktada önemli bir rol oynamaktadır.

Meme ultrasonografisi hakkında güncel bilgiler:

Güvenli ve Radyasyonsuz Bir Yöntem: Meme ultrasonografisi, radyasyon kullanmadan çalışan bir görüntüleme yöntemidir. Bu nedenle, hamilelik veya tekrarlayan taramalar gibi durumlarda güvenli bir seçenek olarak tercih edilir. Ultrason ses dalgalarını kullanarak meme dokusunu detaylı bir şekilde görüntüler ve kanser lezyonlarını tespit etmeye yardımcı olur.

Erken Teşhis İmkânı: Meme ultrasonografisi, özellikle genç kadınlarda ve yoğun meme dokusu olanlarda mamografide tespit edilemeyen lezyonları belirleme konusunda oldukça etkilidir. Erken teşhis, kanserin daha küçük boyutlarda ve yayılmadan önce yakalanmasını sağlar, bu da tedavi şansını artırır.

Tamamlayıcı Bir Görüntüleme Yöntemi: Meme ultrasonografisi, mamografi ile birlikte kullanıldığında tamamlayıcı bir rol oynar. Özellikle meme dokusunun yoğun olduğu durumlarda veya belirsiz bulguların olduğu durumlarda mamografide elde edilen sonuçları doğrulamak veya daha ayrıntılı bir değerlendirme yapmak amacıyla kullanılır.

Hızlı ve Kolay Uygulanabilen Bir Yöntem: Meme ultrasonografisi, hızlı bir şekilde uygulanabilen bir tarama yöntemidir. Genellikle ağrısız ve rahatsızlık verici olmayan bir prosedürdür. Bir jel uygulandıktan sonra, ultrason cihazının probu meme üzerinde gezdirilir ve görüntüler elde edilir. Sonuçlar hemen değerlendirilebilir ve gerektiğinde ek görüntülemeler veya biyopsi işlemleri için yönlendirme yapılabilir.

Kistlerin ve Kitlelerin Değerlendirilmesi: Meme ultrasonografisi, kistlerin ve kitlenin doğasını değerlendirmede etkili bir araçtır. Kistler genellikle sıvı dolu keseciklerdir ve genellikle iyi huyludur. Ultrasonografide kistlerin şekli, boyutu ve içeriği görüntülenebilir. Ayrıca, kitlelerin sınıflandırılması ve kötü huylu olasılığının değerlendirilmesi için de kullanılır.

Meme ultrasonografisi, meme kanseri taramasında ve tanısında önemli bir rol oynayan güvenli ve etkili bir yöntemdir. Erken teşhis, kanserin tedavi edilebilirliğini artırırken, meme ultrasonografisi bu hedefe ulaşmada önemli bir araçtır.

Unutmayın, düzenli kontroller ve doktorunuzun yönlendirmeleriyle meme sağlığınızı korumak için adımlar atabilirsiniz.

dr.müjgan çalışkan momografi / ultrason / meme kist görüntüleme 



 

MAMOGRAFİ

Meme kanseri, kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biridir. Erken teşhis, hastalığın tedavi edilebilirliğini artıran kritik bir faktördür. Bu noktada, mamografi adı verilen bir yöntem, meme kanserinin erken teşhisi için önemli bir adım olarak karşımıza çıkar.

Mamografi hakkında güncel bilgiler:

Erken Teşhisin Önemi: Mamografi, meme kanserinin erken teşhisi için kullanılan en etkili yöntemlerden biridir. Erken evrede tespit edilen meme kanseri, daha başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Mamografi ile düzenli olarak yapılan taramalar, kanserin erken dönemlerindeki anormallikleri yakalamayı sağlar ve tedaviye başlama şansını artırır.

Güvenli ve Etkili Bir Yöntem: Mamografi, güvenli ve etkili bir tarama yöntemidir. Meme dokusunu radyasyona maruz bırakan düşük dozda X-ışınları kullanır. Bu yöntem, meme kanseri tespiti için uzmanlaşmış radyologlar tarafından yürütülür ve hassas sonuçlar elde etmek için kaliteli ekipmanlar kullanılır.

Hızlı ve Konforlu İşlem: Mamografi, genellikle hızlı ve konforlu bir işlem olarak bilinir. Meme dokusunun sıkıştırılmasıyla yapılan bir tarama yöntemidir. Sıkıştırma, daha net görüntüler elde etmek ve kanser belirtilerini daha iyi gözlemlemek amacıyla yapılır. İşlem genellikle birkaç dakika sürer ve çoğu kadın için hafif bir rahatsızlık hissiyle geçer.

Erken Teşhisle Hayat Kurtarın: Mamografi ile erken teşhis, meme kanseri tedavisinde büyük bir fark yaratabilir. Erken evrede yakalanan kanser, daha küçük boyutlarda ve yayılmamış olduğu için tedavi şansı daha yüksektir. Düzenli mamografi taramaları, kanserin erken dönemlerindeki değişiklikleri yakalamaya yardımcı olur ve sağlıklı bir geleceğe giden yolda önemli bir adım olarak karşımıza çıkar.

Kendi Sağlığınıza Önem Verin: Meme kanseri risk faktörlerini bilmek ve düzenli mamografi taramalarını takip etmek, kendi sağlığınıza verdiğiniz değeri gösterir. Yaşınıza, aile öykünüze ve diğer risk faktörlerine bağlı olarak, doktorunuzla birlikte mamografi tarama planınızı belirleyebilirsiniz.

dr.mujgan Çalışkandr.Müjgan Çalışkan

Unutmayın, sağlığınız sizin en değerli varlığınızdır.


Çalışma Saatleri

Pazartesi Kapalı
Salı Kapalı
Çarşamba 10.00 - 16.00
Perşembe 10.00 - 16.00
Cuma Kapalı
Cumartesi 10.00 - 16.00
Pazar KAPALI

İletişim

📞 0850 333 0388 - 0501 017 26 24

📍ROUTE İstanbul, Ataköy 7-8-9-10 Kısım Mah. E-5 Yan Yol Cd. 6/1 B Blok Kat 2 D:21; Bakırköy, Istanbul, Turkey 34158

Prof. Dr. Müjgan Çalışkan Web Sayfası. Tüm hakları saklıdır.