Gebelikte / hamilelikte meme kanseri, gebelik veya doğum sonrası emzirme döneminde teşhis edilen meme kanseri olarak tanımlanır. Bu durumda tedavi planlanırken hem annenin hem de bebeğin sağlığı dikkate alınmalıdır.

Meme kanseri, gebe / hamile olan ve olmayan kadınlarda en sık görülen kanserlerden biridir. 30 yaşın altındaki kadınlarda meme kanserinin yüzde 20 kadarı gebelikle ilişkilidir.

Gebelikte meme kanseri nispeten nadir bir olay olup, görülme sıklığı 100.000 doğumda yaklaşık 15 ila 35′ dir. Çocuk sahibi olmayı geciktiren kadınlarda daha sık görülmektedir.

Gebeliğin / hamileliğin kendisi, meme kanserinin gelişimi üzerindeki uzun süreli koruyucu etkisine rağmen, bir kadının meme kanseri gelişme riskini geçici olarak artırabilir.

Emzirmeye eşlik eden memedeki fizyolojik değişiklikler fizik muayeneyi zorlaştırır ve fetüse radyasyon maruziyetini engelleme nedeniyle mamografide çekilemediği için meme kanseri teşhisini koymak ve evrelemesini yapmak zordur.

Gebelikte veya doğum sonrası dönemde memede kitlesi bulunan hastalarda kanser şüphesi yüksektir. İki haftadan uzun süredir devam eden meme kitlesi araştırılmalıdır, ancak gebelerde yapılan meme biyopsilerinin çoğunluğu (yüzde 80) iyi huylu çıkmaktadır.

Gebe bir kadında meme kitlesini değerlendirmek için başvurulan ilk görüntüleme tetkiği meme ultrasonografisidir. Klinik olarak şüpheli meme kitlesi varsa kesin tanı için biyopsi yapılması gerekir. Şüpheli koltukaltı lenf bezi ise ince iğne aspirasyon biyopsisi ile değerlendirilmelidir.

Meme kanseri olan gebe kadının gebeliği; kadın doğum uzmanı, meme cerrahı, meme radyoloğu ve medikal onkolog tarafından dikkatli ve sürekli olarak izlenmelidir. Tedavi planlamasında gebelik yaşının doğrulanması ve beklenen doğum tarihi önemlidir.

Gebelikte Meme Kanseri Tedavisi

Genel olarak, meme kanseri olan gebe kadınlar, fetusu korumak için yapılabilecek bazı değişiklikler haricinde, gebe olmayan hastalarla aynı olacak şekilde tedavi edilmelidir. Gebelik nedeniyle meme kanserinin tedavisi gereksiz yere geciktirilmemelidir. Gebelik sonlandırması tedavi planlaması sırasında tartışılabilse de, sağkalımı arttırdığı gösterilmemiştir.

En önemlisi, gebelikte / hamilelikte meme kanseri olan tüm hastalar diğer meme kanseri hastaları gibi evrelenmelidir. Fetusun korunabilmesi için, fetal kalkan ile akciğer röntgeni, karaciğerin ultrasonu ve kemik değerlendirilmesi için omurganın emar görüntülemesi tercih edilmektedir.

Radyoterapi haricinde gebe olmayan kadınlarla aynı tedavi seçenekleri göz önünde bulundurulmalıdır. Cerrahi tedavi, gebe olmayan kadınlarda olduğu gibi, kesin tedavidir. Gebelikte herhangi bir trimesterde meme ve koltukaltı lenf bezi cerrahisi minimal fetal risk ile yapılabilir.

Gebeliği sürdürmeyi tercih eden Evre I ve II meme kanserli hastalarda mastektomi uygulanabilir. Mastektominin bir avantajı, meme radyoterapisi ihtiyacının ortadan kaldırılması olabilir. Meme rekonstrüksiyonu isteniyorsa, doğumdan sonraya kadar erteleme tercih edilebilir.

Meme kanserli gebelerde meme koruyucu cerrahi güvenli bir şekilde uygulanabilir. Bölgesel nüks veya komplikasyon oranları üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı bildirilmiştir. Işın tedavisi, fetal radyasyona maruziyeti nedeniyle gebelik sırasında verilmemelidir; bu nedenle doğumdan sonraya kadar gecikmelidir.

Gebelik sırasında meme kanseri olan kadınlarda koltukaltı lenf bezi değerlendirmesi yapılmalıdır. Koltukaltı lenf bezi diseksiyonu tercih edilirken, sentinel lenf bezi örneklemesinin güvenliği ve etkinliği konusunda artan veriler vardır.

Veriler, gebelik sırasında ilk üç aydan sonra uygulanan kemoterapinin güvenli olduğunu göstermektedir. İkinci veya üçüncü trimesterde kemoterapi alan gebelerde, anne karnında büyümede gerileme, prematürite ve maruz kalınan bebeklerin yaklaşık yarısında düşük doğum ağırlığı olabilir.

Kemoterapi verilişine bağlı olarak doğum zamanlaması dikkatle düşünülmelidir. İdeal olarak, enfeksiyöz komplikasyonların riskini azaltmak ve trombositopeniye bağlı kanamayı azaltmak için annenin beyaz kan hücre ve trombosit sayısı takip etmelidir. Geçici yenidoğan kemik iliği baskılanması, olası sepsis ve ölüm komplikasyonlarını önlemek için doğumdan üç ila dört hafta önce kemoterapiden kaçınılmalıdır. Mümkünse, fetusun fetal pulmoner olgunluğun gösterilmesinden sonra ve 34 veya daha fazla gebelik haftasından sonra verilmesi gerekir ki bu zaman zarfında prematüre morbidite nispeten düşüktür.

Genel bir kural olarak, kemoterapi, trastuzumab ve lapatinib ve endokrin tedavisi alan kadınlarda emzirmeden kaçınılmalıdır.

Sağlıklı memeden süt üretimi, meme koruyucu cerrahi ve ışın tedavisinden etkilenmez. Birçok kadın, tedavi edilen memeden süt üretebilmesine rağmen, özellikle kesi bölgesi meme başının yakınında ise süt miktarı tipik olarak azalır. Ek olarak, ışın almış memeden emzirme yapılması tavsiye edilmez, çünkü kadınlar meme iltihabı için risk altındadırlar, bu durumun ortaya çıkması durumunda tedavisi zor olabilir.

Gebeliği sürdürme veya sonlandırma kararı, klinisyenle birlikte tam olarak bilgilendirilmiş bir kadın tarafından bireyselleştirilmeli ve yapılmalıdır.